30 Ağustos 2009 Pazar

17 Ağustos 2009 Pazartesi

UNUTMAYIN !!! UNUTTURMAYIN !!

26 Temmuz 2009 Pazar

BÜYÜK İNTİKAM !!


ALDATILAN FULYA'NIN BÜYÜK İNTİKAMI !!!






İzmirli bir genç kız, eski erkek arkadaşının eşyalarını sanal alemde sattı. Kendisini en yakın kız arkadaşıyla aldatan arkadaşı için bir video filmi kaydeden Fulya isimli genç kızın intikam yöntemi pek çok kişiyi şok etti.
yayınladığı video filminde kendi sözleriyle ilginç olayı şöyle anlattı:

Genç kız bu videoyu Facebook‘daki kişisel sayfasından yayınlamakla kalmadı, eski erkek arkadaşının kendisine hediye ettiği ipek geceliği, Mert’in “çok özel” fotoğraflarının bulunduğu Sony 10.3 MP marka dijital fotoğraf makinasını ve tüm milli takıma imzalatılmış futbol topunu 1′er TL bedel ile açık attırmaya sundu.
Gittigidiyor adlı sitede “İntikam” kodu ile önceki gün açık arttırmaya çıkan 3 ürün 5 saat içinde satıldı.

Kaynak : http://www.facebook.com/ext/share.php?sid=232777205205&h=x-EPz&u=p6XB-&ref=mf

Fulya'mı hatalı ? Mert mi ? Rezil olan kim ? Onlar mı yoksa Aileleri mi ? Kadın ve Erkek ilişkileri.

Ailelerin hiç mi suçu yok ? Yorumalarınız bekliyorum;

erevoksal@gmail.com

24 Temmuz 2009 Cuma

Ebru ile paylaştıkça


'EBRU İLE PAYLAŞTIKÇA'
Hafta içi 15:00
Ebru Gediz’in sımsıcak sohbeti ve hayatın içinden gerçek yaşam öyküleri Ebru İle Paylaştıkça’da.

Ebru ile paylaştıkça; Kanal 7 de yayınlanan bu programın 23 Temmuz 2009 tarihli yayınını seyredin. İBRET ALIN. 212 300 06 06 nolu telefon program yayın telefonudur.
" AİLE VE SOSYAL SORUMLULUK " programı böyle hazırlanır işte... Ebru hanımı tebrik ediyorum ve destek vermek için elimden gelen her konuda yardımcı olacağım. Konuyu çok çok iyi kavramış ve bu tür olayların sıkı takipcisi...Ebru Gediz; hep destek, tam destek.

Saygılarımla,

Oksal EREV

17 Temmuz 2009 Cuma

32. GÜN ÖZEL 17 Temmuz 2009


Merhume Münevver Karabulut'un annesinin 32. Gün programında ki açıklaması;

"AİLELER DE SORUMLU OLMALI, EVLATLARINA SEVGİ VERMELİ, EVLATLARINLA İLGİLENMELİ, DERTLERİNİ DİNLEMELİ "

Bu kadar acı yaşayan bir annenin feryadı. "EVLATLARINIZLA İLGİLENİN"

Allah sabır versin.

08 Temmuz 2009 Çarşamba

Türk Medeni Kanunu'na kısmi iptal


Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu'nun, anne ve baba evli değilse çocuğun annenin soyadını taşıyacağına ilişkin hükmünü iptal etti.

INANILMAZ KARAR !

İnanılmaz karar !!!
Siirt'de geçtiğimiz ay yerel bir radyoda yaşanan olaydan sonra 6.kattan düşerek hastaneye kaldırılan ve sedye üzerinde üvey amcası tarafından bıçaklanan N.E. kendi isteği ve mahkemenin kararıyla ailesine teslim edildi.

HABER TÜRKİYE'Yİ SARMIŞTI

Yaşanan olaydan sonra Diyarbakır Dicle Üniversitene sevk edilen, 17 yaşındaki N.E. kendisi ve ailesinin Siirt Asliye Hukuk mahkemesine yaptıkları müracaat sonucunda, Siirt-Diyarbakır ve Eskişehir'den gelen Sosyal Hizmetler Uzmanları tarafından yapılan incelemenin ardından verilen kararda N.E ve sığınma evinde koruma altında bulunan anne Emel Ete ile kardeşi S.E babaları Süleyman Ete'ye teslim edildi.

Kaynak: Hürriyet.Com

25 Haziran 2009 Perşembe

KANDIL MESAJI


Bu mübarek günler ve geceler, Kendimizi denetleme ve değerlendirme bakımından çok önemlidir. Bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp geleceğe hazırlıklı olmanın tedbirlerini almalı ve düşünmeliyiz.


Müslüman aleminin Regaib kandilini kutlarım.

Oksal EREV

24 Haziran 2009 Çarşamba

HÜRRİYET GÜNDEM HABER !

İşte size acı bir gerçek daha !

Mehmet YİRUN/MARMARA EREĞLİSİ (Tekirdağ), (DHA)

TEKİRDAĞ'ın Marmara Ereğilisi İlçesi'ne bağlı Yeniçiflik Beldesi'nde, jandarmanın yol kontrolü sırasında kimlik sorarken durumundan şüphelendiği 13 yaşındaki E.F.S. adındaki kız, dehşet verici iddialarda bulundu.

E.F.S., “Babam bana tecavüz etti, ardından da para karşılığı başka erkeklere pazaladı” dedi. Küçük kızın iddialarından sonra gözaltına alınan baba M.S., çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Marmara Ereğlisi'ne bağlı Yeniçiflik Beldesi'nde geçen hafta yol kontrolü yapan jandarma ekipleri, şüphelendikleri 13 yaşındaki E.F.S.'den kimliğini göstermesini söyledi. Kimliğinin olmadığını söyleyen ve şüpheli hareketlerde bulunmaya devam eden adının E.F.S. olduğunu söyleyen kız, ısrarlı sorular üzerine jandarmaları dehşete düşüren iddialarda bulunmaya başladı. E.F.S., öz babasının 12 yaşında kendisine tecavüz ettiğini, daha sonra da para karşılığı erkeklere sattığını söyledi. Bunun üzerine jandarmalar E.F.S. ile ilgili durumu savcılığa bildirdi. Savcılığın koruma altına aldığı E.F.S., psikolog eşliğinde ifade verdi. 13 yaşındaki E.F.S., annesi M.S. ile babası M.S.'nin 2001 yılında boşandıklarını söyleyerek, ailesinin daha sonra kendisini İstanbul Bahçelievler Kız Yetiştirme Yurdu'na verdiğini anlattı. Buradan Küçükyalı Kız Öğrenci Yurdu'na gönderildiği, ardından da annesinin gelerek kendisini buradan da aldığını söyleyen E.F.S., “Annem bana ‘İstersen babanın yanına git’ dedi. Bunun üzerine Sinop'taki babamın yanına gittim” dedi ve şunları anlattı:

“Babam bana başta iyi davrandı. Bir yıl önce bir depoya götürerek burada benimle ters ilişkiye girdi. Bir süre sonra bana ‘Bir adam gelecek onunla ilişkiye gir sana bin TL verecek’ dedi. Karşı çıkınca bana çok kızarak, bu kez kendisi kızlığımı bozdu. Bu olaydan sonra İstanbul'da halamın yanına geldik. Beni tehdit ettiği için kimseye olanları anlatamadım. Bir gece evde arkadaşı ile içki içtiler. Daha sora beni arkadaşı ile birlikte olmaya zorladı. Zaman zaman 100 TL karşılığında beni erkeklere satmaya başladı. İstanbul'da ev tuttuk. Biraz kaldıktan sonra bu kez Samsun'a gittik. Burada R.A. amcanın evinde kalmaya başladık. Babam R.A. amcaya ‘Birkaç kişi bul da bu kızı çalıştıralım’ dedi. 100 TL karşılığında beni erkeklere sattılar.”

Geçen yıl Eylül ayının sonunda, Ramazan Bayramı'nın ilk günü annesi M.S.'nin yanına gittiğini söyleyen E.F.S., şöyle devam etti:
“Başımdan geçenleri anneme anlattım. O da beni babama göndermedi ve Atatürk Kız Yetiştirme Yurdu'na verdi. Bu yurtta bir süre kaldıktan sonra kaçtım. Annemin yanına gittim. Kurban Bayramı'nda Sinop Durağan'da annemin yanındayken fırından ekmek aldığım sırada tanımadığım berisi beni kaçırarak babamın yanına götürdü. Bir süre önce babamın Yeniçiftlik'te tanıdığı köfteci H. amcanın yanına geldik. Babam Çorlu’ya ev tutmaya gittiğinde ben sokakta dolanırken jandarmalar kimlik sordu, ben da olan biteni onlara anlattım.”

Küçük kızın iddialarından sonra jandarmalar tarafından gözaltına alınan, ‘hırsızlık ve gasp’ suçlarından sabıkalı baba M.S., savcılıktaki ifadesinin ardından nöbetçi mahkemeye sevk edildi. İddiaları yalanlayan baba M.S., tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Sağlık kontrolünden geçirilen E.F.S.'nin bekaretinin bozulduğu belirlendi. E.F.S. devlet koruması altına alındı.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11937454.asp?gid=229

KULLANICI YORUMU ( Öğrenci )

Ailede maneviyat olmaması ! Memleketimizde daha çok böyle olaylar olur temel yapı aile kökten sağlam olmasa, memleketimde herşey olur. Aile yapisina önem verilmiyor.
KULLANICI YORUMU ( Öğrenci ) 24 Haziran 2009

21 Haziran 2009 Pazar

KULLANICI YORUMU ( Aile Hekimi )

Farklı bir gözlem...

Genç bayanlarda ovulasyon indüksiyonunda follikülün gelişimini izlerken östradiol miktarı sürekli kontrol edilir. Bu miktarı düzenlemek ilaç tedavisi ile mümkün olur. Bayan hastamıza tetkik yapılmasının yararına olacağı kanaatindeyim.
( Aile Hekimi ) 21 Haziran 2009

BABALAR GÜNÜ


Baba demek, biyolojik baba olmak demek değildir. Baba demek, evladına babalık yapan kişi demektir. Bu nedenden dolayı öz babam olan kişi yerine, annemin 30 yıllık eşi olan asıl babamın babalar gününü kutluyorum. Babalar günün kutlu olsun. İyi ki varsın.

Oksal EREV 21 Haziran 2009 Pazar.

20 Haziran 2009 Cumartesi

KULLANICI YORUMU ( Sanatçı - Müzisyen )

AİLE ? SOSYAL SORUMLULUKLAR ? VE BİR BİREY OLAN GENCİN DURUMU?

Her üç konu başlığını, günümüz dünyası ve özellikle ülkemizin gidişatına bakarak değerlendirmek çok daha sağlıklı sonuçlar ve somut bir şekilde gelecektir önümüze. Ama ne yazıkki yazının sonunda çıkacak olan sonuç maalesef sağlıksız olumsuz bir sonla bir hayli düşündürecektir...

Dünyanın her ülkesinde görülen yozlaşma ve yitirilen değerler açısından en önemli konulardan biridir Aileler...
Günümüzde istenen tüm olumlu aile ortamı, sosyal sorumlulukları becerebilen ve hala yerine getiren ailelerle bu ailelerin istenen davranış biçimlerini sağlayan evlat prototipleri ise çoook azınlıkta ve gerilerde kalmış durumda... Amerika'daki köklü yahudi aileler, Sicilya ve İtalya'nın bir kısmı, Japonya dışında hemen hemen artık sonsuzluğa yol açmış ve dejenere olmuştur bu kavramlar...
Hepimizin malumu olan ailenin kültürel yapısı ve eğitim önemlidir. Önemlidir tabii ama bilinen ve dayatılanın tam aksine "Para hayatta her şeydir"... Kaldıki günümüzde, kaldıki T.C'de...
Hala töreleri yüzünden kız çocuklarını okutmamakta direnen bir toplum!! "Kültür zamanında oralarada gitseydi bunlar olmazdı" yalanının da ortaya çıkışı...25 yıl oldu Anadolunun en ücra köşelerine Tv ve yazılı basın gireli.Ama onlar hala "Olmaz gardaşım bizde 10 çocuk adattır, gızlara okulda neymiş?" dediler ve diyorlar? Bütün bunların dışında kendileri okumuş yetişmiş aileler ise bugün çocuklarının bırakın yıllık milyarlarca tutan okul masraflarını, kalem defter kitap üst bai ve cep harçıklarını bile karşılayamacak kadir aciz durumdadırlar. Bu acizlik ise 85 yılda bir adım bile ileriye gidemeyen Türkiye Cumhuriyet'inin acizliği, çaresizliği ve geri kalmış bir 3'ncü dünya ülkesi olmasıdır. Hal böyle iken hangi Aile? Hangi sosyal sorumluluklar, hangi bilinçlenme ve hangi okuma? Ve bu şartlar altında okul hevesi kalan hangi öğrenci? Hangiler uzar gider. Ama sadece ülkemiz için değil, bugün tüm dünyada Meksika, Peru, Bolivya, Paraguay ve Kolombiya gibi bir kaç Güney Amerika ükesi ile Afrikanın nerede ise tamamı, Hindistan, Pakistan, Bengladeş gibi sefil ülkeler, Irak, İran, Filistin, Afganistan vs vs ile bazı Türki cumhurriyetlerdede durumun auynı olduğu görülüyor. "Türkiye'yi bunlar arasına sokmak ama biz onlar kadar geri değiliz" de yanlıştır. Zira Türkiye İstanbul-İzmir-Ankara demek değil. Ve buralarda bile gittikçe battığımız kaçınılmaz bir gerçektir eğitim ve okuma açısından...
Ailelerin gerek kendi içinde birbirleriyle, gerek konu komşu, eş dost akraba ve sosyal hayatı yaşarken diğer insanlarla geçinmeleri de bitip tükenmiştir...
Daha önceki yorumlarda konuların devamını sosyolog ve psikologlara bıraklıması da sorunu çözmez. Çünkü yuvarlak ve oval sözlerle gerçekleri söylemeyeceklerdir. Söyleselerde Lafonten'den eğitim masallarına bağlayıp çıkacaklardır işin içinden...
Bütün bu olup biten olumsuzluklardan sonra ziyan olup yitip giden ve türlü şekilde türlü yollara sapan çocuk ve gençler en son SORUMLU sayılması gerekenlerdir...
Ve eğer tüm dünyada ve ülkemizde, istenilen şartlar oluşup da herkes , her aile ve her genç birey olma adayı öğrenciler başarsa, başabilseydi dünya o zaman cennet olurdu sanki...
Bu konunun irdelenmesi ve bu güzel istekler bile biraz mantık dışı sanki. Ha ne dersiniz?
KRAL ( Sanatçı - Müzisyen ) 20 Haziran 2009 Cumartesi zeynep çıkarlı

18 Haziran 2009 Perşembe

Bakan'dan Gece Yarısı Yurt Baskını

DUYARLI VE SORUMLUKUK SAHİBİ BİR DEVLET BAKANI PROFİLİ

Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Afyonkarahisar Mehmet Akif Ersoy Kız Yetiştirme Yurdu'na Gece Yarısı Denetim Gerçekleştirdi.

Denizli'den Ankara'ya giderken ani bir kararla Afyonkarahisar Mehmet Akif Ersoy Kız Yetiştirme Yurdu'na gelen Bakan Kavaf, AKP Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Koca ve Belediye Başkanı AKP'li Burhanettin Çoban ile birlikte yurdu gezerek incelemelerde bulundu. Odalara yalnız giren Bakan Kavaf, öğrenci başkanı 17 yaşındaki BK ile birlikte yurdu dolaştı ve kızların yurttaki sorunları hakkında bilgi aldı. Yurdun yemek salonunu ve spor salonunu gezen Bakan Kavaf, yurt çıkışında, “Kızlarımıza ‘iyi geceler’ dedik, onlarla sohbet ettik. Herhangi bir olumsuzluk görmedik. İyi görünüyor” dedi. Bakan Kavaf, denetlemenin ardından gece Ankara'ya geçti.

Bu haberde yer alan fotoğrafın tüm hakları, haberler.com’ a aittir. Teşekkürlerimle…

HASSASİYETİNİZ VE İLGİNİZE TEŞEKKÜRLER



Site, 18 Haziran 2009 tarihi itibarı ile 63 adet mail aldı. İlgi, alaka ve hassasiyetiniz için teşekkür ederim. Gelen maillerden 12 adeti blog sayfasının, neden dolayı açıldığını bilen ve olumlu görüş bildiren gıyaben tanıdığım kişiler ve/veya şahsen tanıdığım kişilerdir. Yazılarında isim ve örnek kullanıldığı için bunların düzeltilip tekrar yollanması için ricada bulundum. Geriye kalan maillerin tamamını okuduktan sonra yayına alacağım.

Bu arada, Üniversite öğrencisi olacak kızı için İstanbul'da ev arayan bir aile benimle temasa geçtikten sonra tamamen düşüncelerini değiştirdiklerini ve mesleğim dolayısı ile benden destek almak istediklerini bildirmişlerdir. İşte, aile sorumluluğu budur. Kendilerine ve konuyu bana yönlendiren meslektaşıma buradan teşekkürlerimi bir defa daha iletmek istiyorum. Uzun bir süreçte beklediğim gelişmeler, beklentimin çok daha öncesinde gerçekleşmeye başladı ve bundan dolayı çok mutluyum. Bir aile ile başlayan bu sorumluluk projesi yakında çığ gibi büyüyerek amacına ulaşacaktır. zeynep çıraklı sosyal sorumluluk zeynep cirakli sosyal sorumluluk

Oksal EREV / Haziran 18 / 2009

13 Haziran 2009 Cumartesi

Kullanıcı Yorumu ( Aile Danışmanı );

Ekonomik refaha ulaşamamış bir aile, genelde çocuklarının kendi başını kurtarmasını ister.
Hatta bu konuda "taş ol, baş yar" diye bilinen bir deyim vardır. Kendileri çocuklarına gerekli imkanı bir ömür boyu sağlayamayacakları için bu riski göze almak zorundadırlar. Bu da başka bir şehirde bağımsız bir şekilde yaşayarak okumasına ya da çalışmasına izin vererek mümkündür. Burada klasik aile beklentisi; çocuklarının mezun olup, iş bularak veya iyi bir evlilik yaparak kendi ayaklarının üzerinde durduklarını görebilmektir.


Ailenin eğitim ve kültürel yapısı önemli bir faktördür. Çünkü iyi eğitim almış ve kendini geliştirebilmiş aile büyükleri, sorumluluklarına son derece bağlı kişiler olurlar. Dolayısı ile bir çocuk yetiştirmenin onu topluma faydalı bir insan olarak kazandırabilmenin ne kadar önemli olduğunu bilirler.Eğer bunların eksikliği var ise, ne yapmak istediğini bilmeyen, içleri korku dolu ve kendilerine örnek bir kişilik seçememiş öğrenciler adeta bir sürüye katılır gibi toplum arasına sağlıksız bir şekilde dahil olurlar. Burada da sorun ebeveyndedir. Çocuklarına iyi bir örnek teşkil etmediklerinden dolayı onu sahiplenemezler.

Ailelerinden uzakta olan öğrenciler

Ailelerinden uzakta, başka bir şehirde okuyan öğrencileri bekleyen tehlikeler ve bu konuda ailelerin yapması gereken görevler hakkında biraz yazalım...

Konuya yaşanmış hikayeler ile adım atmak en doğru yöntem olsa gerek. zeynep çıraklı

Kız öğrenci üniversite için ailesinden ayrılarak İstanbul'a gelmiştir. Bu güne kadar yaşamış olduğu sosyal çevreden çok daha farklı bir ortama adapte olmak kişi için zor olmasa gerek. Neticede bir kız olarak aile baskısından kurtulmak ve sosyal çevre değişimi kişiye çok renkli gibi gelsede, içten gelmedikçe bu renklere kanmaması gerekmektedir. Kişi bir süre aile özlemi çektikten sonra, gerek arkadaşlar gerekse ortam itibarı ile hemen bu yeni hayata adapte olur. Burada önemli olan konu, almış olduğu veya içinde olan değerleri kaybetmesi veya koruyabilmesidir. Belli bir süre sonra kendini farklı görmeye başlayan kişi, bu arda aileden de uzakta olmasından dolayı ve özellikle ailesinin himayesi altında olmamasından dolayıdır ki sevgi ve alaka arar. Bu sevgi ve alaka bazen bir arkadaşa verilen değer bazense bir sevgiliye verilen değer olabilir. Yalnız yaşayan bir bayan, başında ailesi yok ise her tür desteğe ihtiyacı olabilir. (maddi ya da manevi anlamda) Bu ihtiyaçların birine veya hepsine cevap verecek bir kişi
karşı tarafın da kabul etmesi sonucunda kendini bir ilişki içinde bulacaktır. Aile sevgisini uzaktan yaşayan, başında anne veya baba olmayan bir üniversite öğrencisi, hele ki yurt yerine kendi imkanları ile bir evde yaşıyor ise daha da kolay bu tür ilişkilere girmesi muhtemelle kuvvetlidir.

Yaşının genç olması, hayat tecrübesizliği, erkekleri tanımayan bir zihniyet hele ki sevgiden uzak ise doğru veya yanlışın ne olduğunu farketmeden bir ilişki içine girer. Bu ilişki kimilerinde çok uzun vadeli yaşanır, kimilerin de ise kişiliğe bağlı olarak kısa dönemler içinde yaşanıp yeniden başka ilişkilere yelken açılır. Ailenin evladını denetlememesi durumunda kız evlat artık çok rahat
sorumsuz bir özel hayata adım atar. Partneri olacak kişileri doğru seçememesinden ve ince eleyememesinden dolayı ( ki bunun nedenlerini araştırmak gereklidir ) hep ilişkisi problemli olur.
Günümüz Türkiye'sinde hele ki İstanbul gibi kozmopolit bir şehirde her tür ilişki, her tür kişilik
karşımıza çıkabilir. Bu zamana kadar kolay başlayıp, kolay biten arkadaşlıklar, bir zaman sonra kolay başlayıp zor biten ilişkiler haline dönüşebilir. Burada erkek tarafının da almış olduğu eğitim ve sosyal çevresi, kişiliği çok önemlidir. Kişilik çatışması yaşanan ilişkilerde genellikle erkek taraf ilişkiden üzülerek ayrılır, karşı taraf ise kadın olmanın vermiş olduğu gücü hissetti ise daha kolay bir ayrılık durumu yaşayıp yeni ilişkilere çabuk başlayabilir.

Bu duruma belli bir süre sonra bakıldığında, ailesi tarafından yalnız bırakılan ve tek yaşayan kişinin hayatı gelmiş olduğu yerde ki hayatından çok ama çok farklı bir duruma gelmiştir.
İşte burada ailenin verememiş olduğu alaka ve ilgi ( ilgisizlik ) büyük bir ölçüde hatanın aileden dolayı kaynaklandığını ispatlar. Bu sırada zaten düzgün gitmeyen ilişkiler halkasına bir de özel hayatın ailesine deşifre olması ile başlayan korku ve endişe dolu günler ekleninince İstanbul'da öğrenimi devam ettiren bir bayanın doğal olarak kendini toplaması gereklidir. Bunu başabilen hayattan çok ders almış bir kişi olarak huzurlu bir hayata devam edebilir. Ya ders almayan kişiler ne yapacak ?
Bu kişiler ise, doğal olarak aileden gelecek tepkilere göre davranışlarında düzelme veya aksine daha da gerileme yaşayabilir. Aile, her şeyi bilmesine karşın, evladının yanında olmasını sağlamalıdır. Onun yanında olmayı başaramıyor ise, öğrenci tamamen özgürlük duygusu yanında, sevgisizilik, güvensizlik ve düzgün gitmeyen ilişkilerin içinde kendini bulacaktır.
Bu durum acaba istemeden de olsa aileye verilen bir ceza olabilir mi ? ( Bana sevgi, ilgi vermezseniz ben de başkasında ararım mantığı )
Peki, aile neden evladına destek olmaz ? Veya olmak istemez ? veya istese de olamaz ?

Konunun devamını sosyolog ve psikologlara bırakıp nedenlerinin gerçek taraflarını onlardan öğreneceğiz. Yukarıda ki yazının örneği; Sosyoloji ve Psikoloji eğitimi gören, alanlarında
uzman olan kişilere gönderilirmiştir. Gelecek yorumlar burada yayınlanacaktır. Sizler de yorum yazmak isterseniz e-mail adresime düşüncenizi yazarak yollayabilirsiniz. 15 Haziran Pazartesi gününe kadar, yollanan yorumlar toplanacak ve bu tarihte yayınlanacaktır.

12 Haziran 2009 Cuma

Aile ve Sosyal Sorumluluk Projesi

"Ailelerinden uzakta, üniversite eğitimini tamamlayana kadar her evlat ailesinin sorumluğu altındadır."

Bu başlık altında, ülkemizde çok sık karşımıza çıkan bir çok gerçek gün yüzüne çıkarılıp yasa tasarısı adı altında bir çalışma ile, ilgili makamlara ulaştırılacaktır. Ailelerin üzerine düşen görevleri gerekirse devlet yaptırımı ile yapmaları veya kişinin, üniversite eğitimini bitirene kadar devlet sorumluluğu altında kalması gerektiğine dair gerçekleri ve buna bağlı problemlerin türlerini bu sayfada bulabileceksiniz. oksal erev zeynep çıraklı sosyal sorumluluk proje mimar sinan msgsü msgü yasa tasarı aile sorumlulukları öğrenci ve aileler sorumusuz aileler dışlanmış öğrenciler etik değil kanun
Yapmış olduğumuz çalışmalar yakında bu blog sayfasında yayına girecektir.

Blog sayfasına üye olmayanlar düşüncelerini; erevoksal@gmail.com adresine yazabilir.

Yayınlanacak yazınızda üye değilseniz isim bilgileriniz kesinlikle bulunmayacak ve adınız "Misafir" olarak yayında olacaktır. Arzu eden ziyaretciler üye olarak isimleri ile yorum yapma hakkına sahiptir.